**TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN İHMAL ETTİĞİ BÜYÜK ŞAİR VE MEDENİYET MİMARI: YAHYA KEMAL BEYATLI-Haytaoğlu Yunus Buğra Yılmaz**
Yahya Kemal Beyatlı, 2 Aralık 1884 tarihinde Osmanlı coğrafyasının serhat şehirlerinden Üsküp’te dünyaya gözlerini açmıştır. Şairin doğum günü olan 2 Aralık tarihini yoğunluğum ve gündem koşulları sebebiyle zamanında paylaşamadım, anamadım. Türk şiirinin ve Türk düşünce tarihinin bu köşe taşını, vefatının üzerinden geçen onlarca yıla rağmen hürmet ve rahmetle anıyorum.
TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN İHMAL ETTİĞİ BÜYÜK ŞAİR VE MEDENİYET MİMARI: YAHYA KEMAL BEYATLI
Haytaoğlu Yunus Buğra Yılmaz
Yahya Kemal Beyatlı, 2 Aralık 1884 tarihinde Osmanlı coğrafyasının serhat şehirlerinden Üsküp’te dünyaya gözlerini açmıştır. Şairin doğum günü olan 2 Aralık tarihini yoğunluğum ve gündem koşulları sebebiyle zamanında paylaşamadım, anamadım. Türk şiirinin ve Türk düşünce tarihinin bu köşe taşını, vefatının üzerinden geçen onlarca yıla rağmen hürmet ve rahmetle anıyorum.
GİRİŞ VE TARİHÎ ŞAHSİYETİ
Yahya Kemal Beyatlı (2 Aralık 1884, Üsküp - 1 Kasım 1958, İstanbul), doğum adıyla Ahmed Agâh, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin ve düşünce dünyasının en görkemli şahsiyetlerinden biridir. O, yalnızca hece ve aruz tartışmalarının ötesine geçmiş bir sanatkâr değil; yıkılan bir imparatorluğun enkazı içinden "Türk milletinin tarihsel ve kültürel kimliğini" yeni baştan inşa eden bir düşünürdür.
Türk edebiyatı tarihinde Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy ve Ahmet Haşim ile birlikte "Dört Aruzcular" arasında sayılan Yahya Kemal; Osmanlı Divan şiirinin estetiği ile Batı (Fransız) şiir tekniğini mükemmel bir uyumla kaynaştırmıştır. Mısra haysiyetine ve "Öz Şiir" (Saf Şiir) anlayışına sadık kalarak, sağlığında tek bir kitap yayımlamadığı hâlde Türk edebiyatının baş aktörlerinden biri kabul edilmiştir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde bürokrat, diplomat ve milletvekili olarak da devletine hizmet etmiştir.
HAYATI VE İÇTİMAİ ÇEVRESİ
1. Çocukluk ve İlk Gençlik Yılları (Üsküp ve Selanik)
Ahmed Agâh, 1884 yılında Üsküp’te doğdu. Annesi, Tanzimat dönemi Türk şiirinin önde gelen isimlerinden Leskofçalı Galip’in yeğeni Nakiye Hanım; babası ise dönemin Üsküp Belediye Başkanı İbrahim Naci Bey’dir. Çocukluğunun geçtiği Üsküp mimarisi, camileri ve ezan sesleri, onun ruhunda "milli terbiye"nin ilk tohumlarını atmıştır.
1897’de ailesiyle Selanik’e yerleşti. Kısa süre sonra annesinin veremden vefat etmesi kendisinde derin bir ruhsal iz bıraktı. Babasının yeniden evlenmesi üzerine evden ayrılarak Üsküp ve Selanik arasında mekik dokudu; bu dönemde "Esrar" takma adıyla ilk şiir denemelerini kaleme aldı. 1902’de eğitimine devam etmek amacıyla İstanbul’a gönderildi; Vefa Lisesi’ne kaydolarak akrabalarının yanında kaldı. Bu sırada Servet-i Fünûn tarzını benimseyerek İrtikâ ve Malûmat dergilerinde "Agâh Kemal" imzasıyla göründü.
2. Paris Yılları ve "Tarih Bilesi" (1903 - 1912)
İstanbul’daki II. Abdülhamid yönetimi baskısı ve Fransız romanlarının yönlendirmesiyle, pek çok Jön Türk gibi 1903 yılında Paris’e kaçtı. Paris’te Ahmet Rıza, Sami Paşazade Sezai, Prens Sabahattin, Abdullah Cevdet ve Abdülhak Şinasi Hisar gibi isimlerle yakın temas kurdu.
Sorbonne Üniversitesi’nin Siyaset Bilimi bölümüne kaydolan şair, burada ünlü Fransız tarihçisi Albert Sorel’in derslerini takip etti. Sorel’in "Tarih, coğrafya ile milletin terkibidir" düşüncesi Yahya Kemal’in ufkunu açtı. Türk tarihinin kökenini Asya’nın derinliklerinden ziyade Anadolu topraklarına ve 1071 Malazgirt Zaferi’ne dayandıran "Anadoluculuk" ve "Kökü Mazide Olan Âti" anlayışı bu yıllarda şekillendi.
3. İstanbul’a Dönüş, Darülfünun ve Millî Mücadele
1913’te İstanbul’a dönen Yahya Kemal; Darüşşafaka ve Medresetü'l-Vaizin’de dersler verdi. Ziya Gökalp ve Tevfik Fikret gibi aydınlarla dostluklar kurdu. 1916’da Ziya Gökalp’in teklifiyle Darülfünun’da Medeniyet Tarihi Müderrisi (Profesörü) oldu. Edebiyat Fakültesi'ndeki dersleriyle Ahmet Hamdi Tanpınar başta olmak üzere bir nesli derinden etkiledi.
1918 sonrası İstanbul’un işgali döneminde kurduğu Dergâh Dergisi çevresinde genç edebiyatçıları (Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Ahmet Kutsi Tecer, Abdülhak Şinasi Hisar) toplayarak millî hisleri uyandırdı. Peyam, İleri ve Tevhid-i Efkâr gazetelerindeki yazılarıyla Anadolu’da yükselen Kuvây-ı Millîye ruhunu ve Kurtuluş Savaşı’nı açıkça destekledi.
1922 yılında, Zafer’in ardından Bursa’da bulunan Mustafa Kemal Paşa’yı ziyaret eden heyette yer aldı. Ankara’ya giden şair, Darülfünun adına Mustafa Kemal’e "Fahrî Doktora" unvanı verilmesini teklif etti ve bu teklif oy birliğiyle kabul edildi.
4. Siyaset, Diploması ve Son Yılları
• Siyasi Hayatı: II. Dönem Urfa (1923-1926), Yozgat (1934), Tekirdağ ve İstanbul milletvekillikleri yaptı.
• Diplomatik Görevleri: Lozan Barış Konferansı’nda danışmanlık yaptı. Varşova, Madrid (İspanya Kralı XIII. Alfonso ile dostluk kurmuştur) ve Pakistan (Karaçi) Büyükelçiliği görevlerinde bulundu.
• Ömrünün Son Dönemi: Emekli olduktan sonra hayatının son yıllarını İstanbul’da Park Otel’de geçirdi. 1957’de tedavi için gittiği Paris’ten döndükten sonra, 1 Kasım 1958 tarihinde Cerrahpaşa Hastanesi’nde vefat etti. Naaşı Aşiyan Mezarlığı’na defnedilmiştir.
EDEBÎ VE FİKRÎ ANLAYIŞI
Yahya Kemal, Türk Milliyetçiliği düşüncesinde sıklıkla sloganik veya sığ yaklaşan çevrelerce ihmal edilmiş; ancak Türk harsının ve kimliğinin en derin mimarlarından biri olmuştur:
1. Öz Şiir ve Aruz Hâkimiyeti: Şiirde mısra yapısına, kelime seçimine son derece önem vermiş; "Sözde mısra, mimaride taş gibidir" anlayışıyla hareket etmiştir. Türkçe ile aruz ölçüsünü kusursuz birleştiren ender şairlerdendir (Heceyle yazdığı tek şiiri "Ok" şiiridir).
2. "Beyaz Lisan" Anlayışı: Yapmacıktan uzak, yaşayan Türkçe ile duru ve canlı bir dil estetiği oluşturmuştur.
3. Mekân ve Medeniyet: İstanbul’u sadece bir şehir değil, Türk-İslam medeniyetinin ve Türk milletinin ruh haritası olarak görmüştür (Aziz İstanbul).
ESERLERİ
Sağlığında kitap yayımlamayan şairin eserleri, vefatının ardından kurulan Yahya Kemal Enstitüsü ve Nihad Sami Banarlı tarafından derlenerek yayımlanmıştır:
• Şiir Kitapları: Kendi Gök Kubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgârıyla (1962), Rubailer ve Hayyam’ın Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Bitmemiş Şiirler.
• Nesir ve Hatıra Eserleri: Eğil Dağlar (Milli Mücadele yazıları), Aziz İstanbul, Edebiyata Dair, Tarih Musahabeleri, Siyasi Hikâyeler, Siyasi ve Edebi Portreler, Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım, Mektuplar-Makaleler.
DİPNOTLAR
1. [1] Yahya Kemal’in takma adları (Esrar, Agâh Kemal, Süleyman Nadi) ve sağlığında müstakil bir kitap yayımlamayıp mısra mükemmelliği arayışı, Nihad Sami Banarlı'nın Yahya Kemal Yaşarken ve Enstitü yayınlarında genişçe ele alınmıştır.
2. [2] Paris yıllarında Albert Sorel'in tarih metodolojisinden etkilenmesi, Yahya Kemal’in Ziya Gökalp’in "Turanî" yaklaşımından farklı olarak "Anadolu merkezli Vatan ve Tarih" fikrini benimsemesini sağlamıştır.
3. [3] Şairin Paris'e kaçış tarihi bazı kaynaklarda 1903 olarak geçer.
4. [4] Dergâh dergisi, Millî Mücadele’nin fikir boyutuyla İstanbul’daki entelektüel kalesi olmuş, İstiklal Savaşı'nın moral ve meşruiyet tabanını beslemiştir.
5. [5] Darülfünun Senatosu’nun Mustafa Kemal Paşa’ya fahri doktorluk (Fahrî Müderrislik) unvanı vermesi, Yahya Kemal’in teklifiyle 19 Eylül 1922’de gerçekleşmiştir.
6. [6] Şairin vekillik yıllarında Ankara Palas’ta, emeklilik yıllarında ise ölünceye dek İstanbul Park Otel’de konaklaması, onun muayyen bir mülk edinmeksizin adeta hüviyetindeki "Sürekli Yolcu / Rind" karakterini yansıtmaktadır.